| YÜKLENİYOR |

 

Avrupa Paris Gezi Rehberi

PARİS

Fransa’nın başkenti olmasının yanı sıra, bilim, kültür, sanat alanlarında da dünyanın önde gelen merkezlerinden birisi olarak kabul edilen Paris, yaklaşık 2000 yıllık bir tarihe sahiptir. Seine Irmağı’nın her iki yakasına kurulmuş olan kent, Fransa’nın kuzey kesiminde bulunur. Şehrin, ırmağın kuzeyinde kalan bölümüne Sağ Yaka, güneyinde kalan bölümüne ise Sol Yaka ismi verilmiştir.

Paris aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir şehir olmakla birlikte, başlıca ekonomik ve politik merkezler arasında yeralmakta ve uluslarası taşımacılığın geçiş noktalarından birini oluşturmaktadır. Moda ve lüksün dünya başkentidir ve “Işık Şehir” (Ville de Lumière) diye de anılmaktadır.

Şehirdeki bulvarlarda bulunan kafeler Paris halkının en büyük uğrak yerleridir. Paris’te ulaşım ise otomobil, otobüs ve metroyla sağlanır.

Louvre Müzesi

Louvre Müzesi 73 bin metrekare alan üzerine konumlandırılmıştır.Toplamda 350 binden fazla esere sahip olması sebebiyle Dünya’nın en büyük müzesidir. Her yıl 10 milyona yakın insan tarafından ziyaret edilir.

Günümüzde müze olarak kullanılan bina, ilk olarak kale amaçlı yapılmıştır. 1190 Yılında Kral Philippe Auguste tarafından yaptırılan bu kale 14. YY başlarında Kral V. Charles tarafından malikaneye dönüştürülmüş ve 16. YY’da da Kral I. François burayı Kraliyet Sarayı olarak kullanmış.Bu dönemde İtalya’dan getirilen 12 tablo ile de Kraliyet Sanat koleksiyonunun temelleri atılmış ve ardından geçen sürede koleksiyona sürekli eklemeler yapılmıştır. Ayrıca dönemin kraliyet ailesi sadece sanat eserleri toplamakla da yetinmemiş, 1692 yılında Kral XIV. Charles burada iki sanat akademisi kurmuş.1793 yılına gelindiğinde ise Kraliyet Ailesi’nin resmi konut olarak Versailles Sarayı’na taşınmasıyla  İtalyan, Fransız, İspanyol ressamlar başta olmak üzere, dünyanın önde gelen sanatçılarının eserlerinden oluşan, aralarında Mona Lisa, Saint Jean Baptiste, Madame Récamier gibi eserlerin de bulunduğu koleksiyonun en değerli parçaları Louvre Müzesi Resim Koleksiyonu içerisinde sergilenmektedir.

Champs-Elysees Bulvarı

Champs-Élysées; kısaca Şanzelize, Fransa’nın başkenti Paris‘in en ünlü bir caddesidir. Paris’in en güzel caddesi olarak gösterilmektedir. Adını Yunan mitolojisindecennet olarak gösterilen Elysion ovalarından almıştır.Yabancı ve yerli turistlerin akın ettiği bir yerdir. Bulvarın alt kısmında kenarında yeşil alan (Marigny Parkı) ve binalar (Théâtre Marigny, Petit Palais, Grand Palais, Palais de la découverte, Elysee Sarayı ) mevcuttur. Bulvarın üst kısmında ise lüks butikler, sinemalar, Lido Kabaresi, restoranlar ve ünlü kafeler bulunmaktadır.

Arc de Triomphe (Zafer Takı)

Zafer Takı Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan tarihi anıttır. Charles de Gaulle Meydanı’nın ortasında, Şanzelize Caddesi’nin batı kısmında yer almaktadır. Boyu 45, eni 22 ve yüksekliği 50 metredir.Charles de Gaulle Meydanı, 19 yy’da Georges Eugène Haussmann tarafından çizilen 12 caddeye yol veren çok geniş ve büyük bir döner kavşaktır. Bu caddeler arasında Grande-Armée Caddesi, Wagram Caddesi veya Şanzelize Caddesi vardır. Zafer Takı’na  yol seviyesinden ulaşmanız yasaktır. Ancak alt geçit kullanarak ulaşım sağlamak mümkündür. Metro istasyonunun yakınlarında Zafer Takı için özel olarak yapılmış alt geçitten geçerek, biletinizi alıp Zafer Takı’nın en tepesine kadar çıkmak mümkündür.Zafer Takı’ndan aşağı baktığınızda önünüzde uzanıp giden Champs-Elysees – ‘’Şanzelize Bulvarı’’ dahil, çevreye doğru uzanan 12 büyük bulvarı ve bu kavşakta dönen çılgın trafiği görünce sizde çok şaşıracaksınız.Bu noktadan Eyfel Kulesi‘nin görünüşü oldukça etkileyici.

Eğer Eyfel Kulesi’ne çıkmaya vaktiniz olmadıysa Zafer Takı’na çıkmanızı tavsiye ederiz.

Notre Dame Katedrali

Notre Dame Katedrali Paris, Fransa’da bulunan dünyaca ünlü bir katedraldir. Paris’in diğer tüm önemli yapıları gibi Seine Nehri’ nin kıyısında bulunur. Fransız gotik mimarisinin en güzide örneği olarak bilinen Notre Dame, aynı zamanda ilk gotik katedrallerden biridir ve gotik dönem boyunca inşası sürmüştür. Heykellerin ve işlemeli camların ortaçağ Roma mimari tarzından sonra pek görülmemiş bir dünyevilik içermesi, natüralizm akımının eserlerdeki ağır etkisi sebebiyledir.Notre Dame Katedrali’nin tarihi aslında yapımından daha önce başlamıştır. İhtişamlı kilisenin şuanki yerinde önceden küçük bir Roma şapeli bulunmaktaydı. 1163 yılında şehrin piskoposu Sully’nin hayalini kurduğu ve Papa 2. Alexander tarafından da desteklenen kilisenin yapımı başlamış ve bu inşaat yaklaşık olarak 170 yıl sürmüştür. 1334 yılında yapımı tamamlanmıştır. Gotik mimarinin en güzel örneklerinden biri olan kilise sonra ki yıllarda Jeanne Darc’ın yargılanması, Napolyon’un taç giyme töreni, De Gaulle’ün cenazesi gibi önemli toplumsal olaylara da ev sahipliği yapmıştır.

Turistik açıdan popüler bir yer olmasının yanı sıra, halen bir Roma Katolik katedrali olarak kullanılır ve Paris başpiskoposluğuna ev sahipliği yapar.

19. yüzyıl başlarında Paris şehir planlamacıları katedralin bakımsızlığından ötürü katedrali yıktırmak istemişlerdir. Ünlü Fransız yazar Victor Hugo, halkın ilgisini çekmek için ‘Notre Dame’ın Kamburu’ adlı romanını yazmıştır. Roman, katedralin kurtarılması için kampanya başlatılmasını sağlayarak katedralin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır.

Pantheon Paris

Pantheon, Paris’in en önemli tarihi yapılarından biridir. Günümüzde şehrin ünlülerinin mezarlarına ev sahipliği yapan bir anıt olsa da daha önceden kilise olarak kullanılmıştır. Yapı, 1744 yılında gut hastalığından kurtulan XV. Louis tarafından Azize Genevieve’e ithafen yaptırılmış. 1790 Yılında yapımı tamamlanmıştır. Devrim yıllarında ünlü isimler için mozole olarak kullanılan yapı, Napolyon tarafından 1806 yılında tekrar kiliseye dönüştürülmüştür. Sonrasında 1885 yılında kamu binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapının en önemli bölümü kubbesidir. Mekâna uygun olarak ortamın loş olması amacıyla yalnızca ufak bir bölümden gün ışığı alır. Dilerseniz kubbeye çıkarak muhteşem Paris manzarasını da seyredebilirsiniz.Yapıdaki bir diğer önemli bölüm Kripta’dır. Burada ünlü büyük yazar ve filozof Voltaire, ünlü yazar Victor Hugo,Emile Zola ve görme engellilerin kullandığı braille alfabesinin mucidi Louis Braille burada mezarı bulunan ünlü isimlerden bazılarıdır.Azize Genevieve’nin Freskleri, Diderot Anıtı, girişin üstünde yer alan Üçken alınlık rölyefi ve Foucault Sarkacı yapının en önemli bölümleridir. Foucault Sarkacı, dünyanın döndüğünün kanıtlandığı en önemli kanıtlardan biridir. 1851 yılında fizikçi Jean Foucault tarafından Pantheon kubbesinden aşağıya sarkıttığı metalik düzeneğin salınımı ile dünyanın döndüğü kanıtlanmıştır.Kısaca Dünya’nın döndüğünü Pantheon Paris’te kanıtlanmış diyebiliriz.

Place Du Tertre / Ressamlar Tepesi

Ressamlar Tepesi, adı her ne kadar “tepe” olarak geçsede burası Montmartre‘nin ressamlarla dolu olan meydanıdır. Bir zamanlar Pablo Picasso, Claude Monet gibi dünyaca ünlü ressamlar bu bölgede bir çok ünlü çalışmaya imza atmıştır.Ressamlar tepesi ressamlar dışında heykeltraşlara, yazarlara ve şairlere de ev sahipliği yapmıştır. Eski zamanlarda şehrin dışında kalan bölgelerin ucuz olması o dönemdeki sanatçıların buraya yerleşmesinde en önemli etken olmuştur. Bölgedeki sosyal kurallar baskıcı ve sıkı olmadığı için sanatçıların uğrak yeri ve yaşam yeri olmuştur.130 metre yüksekliği ile Paris’in en yüksek noktalarından olan Ressamlar Tepesi günümüzde birçok cazip restoran ve kafeler ile çevrelenmiştir. Bunlardan en ünlüsü La Mere Catherine’ dir.Meydanın bu kadar popüler olması nedeniyle işletmeler günümüzde devletin elindedir ve eskisi gibi sanatçıların ruhsat almadan yerleşim yapmaları yasaktır.Gezi sırasında istemediğiniz kadar portre karakelem çalışmaları yapan,yağlı boya ile resim yapan sanatçıları görmeniz mümkündür.Hatta cüzi bir rakama sizlerde hatıra kalması için kendi portrenizi çizdirebilirsiniz.

Lüksemburg Bahçesi

Lüksemburg Bahçesi, Paris’in 25 hektarlık alana sahip en ünlü yeşil alanlarındandır.

17. yüzyılda Kraliçe Marie de Medicis için yaptırılmış. Bahçenin köşesinde bugün Fransız Senatosu’ na ev sahipliği yapan Palais du Luxembourg bulunmaktadır.Palais du Luxembourg, Paris’in tarihi saraylarından biridir.Kraliçe, saray ve bahçesini Floransa mimarisine uygun şekilde yaptırmıştır. Günümüzde Lüksemburg Bahçesi yerli halkın ve turistlerin en sevdiği gezi noktalarından biridir. Bahçenin tam ortasında, sekizgen biçiminde bir göl bulunmaktadır. Göl üzerinde kiralayıp kullanabileceğiniz botlar bulunur.Parkta yer alan heykeller ise dikkat çekicidir. Bunların haricinde parkta açık hava kafesi, bando sahnesi, tenis kortları ve kukla tiyatroları yer alıyor. Paris’te bulunduğunuz süre içinde Lüksemburg Bahçesi’ne uğrayıp şehrin uğultusundan uzaklaşıp keyifli dakikalar geçirebilirsiniz.

Concorde Meydanı

Concorde Meydanı, Bordeaux şehrinin Quinconces Meydanı’ndan sonra Fransa’nın ikinci en büyük meydanıdır.Tuileries Bahçeleri ile Şanzelize Caddesi arasında yer alır.Şehrin tam merkezinde konumlanmıştır. Böylelikle Paris’te görebileceğiniz birçok turistik noktaya oldukça yakın mesafededir. Şehrin pek çok yerinden görülebilen La Grande Roue (Ferris Wheel of Paris) de bu meydanın Louvre Müzesi’ne yakın tarafında kalır. La Grande Roue, 1900 senesinde inşa edilmiş olan 100 metre yüksekliğinde bir dönme dolaptır. 1980’lere kadar dünyanın en büyük dönme dolabı unvanını korumuştur. Meydandan La Madeleine Klisesi’de görülebilmektedir.

1755-1765 yılları arasında Mimar Jacques-Ange Gabriel’in çalışmaları sonucunda tamamlanan meydan, XV. Louis Meydanı adını almıştır. Kraliyete karşı yapılan Fransız Devrimi sırasında meydanın ortasında bulunan Louis heykeli meydandan kaldırılmış ve buraya giyotin konulmuştur. 1792 yılında yaşanan olaylar sonucunda aralarında XVI. Louis’in de bulunduğu tahmini olarak 1119 kişi giyotin ile idam edilmiştir.Meydanın korkunç geçmişini unutturulması için meydanda yeniliklere gidilmiştir. Mısır Hıdivi, Muhammed Ali Paşa tarafından 1829’da hediye olarak gönderilmiş olan Dikilitaş, meydana III.Napolyon tarafından 1836’da diktirilmiştir.Concorde Meydanı’ndaki bu Dikilitaş’ın uzunluğu 23 metredir. Daha sonra meydana iki adet çeşme ve Fransız kentlerini simgeleyen 8 adet heykel eklenmiştir.

Opera Binası

Dünyada oldukça ünlü bir hal alan Opera National de Palais Garnier, yani Paris Opera Binası; 1989 yılında modern olarak inşa edilen Opera de Paris Bastille’nin açılışına kadar, ana opera salonu olarak kullanılmıştır.Günümüzde ise bale gösterilerinin sergilendiği bir salondur. Paris’in simgelerinden birisi olan Paris Opera Binası’nın yapımına 1862 yılında başlanmış olup, 1875 yılında tamamlanmasıyla hizmete başlamıştır. Charles Garnier tarafından tasarlanan yapı, dönemin imparatoru olan III. Napolyon için tasarlanmıştır. Dış görünüşe baktığınız zaman oldukça görkemli ve etkileyici bir binadır.

Ülke :
Fransa
Dil:
Fransızca, İngilizce
Para Birimi:
Euro (EUR)
Paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

© 2013 Avruparail Bütün Hakları Saklıdır. - Seyahatimiz TÜRSAB Üyesi Alarga Turizm Seyahat Acentası (A-10377) aracılığı ile gerçekleşmektedir

Close

Paris Gezi Rehberi

Tur rezervasyonu için formu doldurun.*



WhatsApp WhatsApp Canlı Destek